| SEGMENTAL VÜCUT ANALİZİ Sağlıklı yetişkin insanda sinirsel, hormonal, kimyasal ve fiziksel mekanizmaların enerji alınması ile enerji harcanması arasındaki dengeyi kurarak beden ağırlığını belirli bir düzeyde tuttuğu bilinmektedir. Bu mekanizmalarda oluşabilecek bozukluklar, dengenin bozulmasına ve dolaylı olarak beden ağırlığında değişikliklere sebep olmaktadır. Bu değişikliğin artış yönünde
olduğunu düşünerek bir beslenme, egzersiz ve zayıflama programına başlanacaksa
dikkat edilmesi gereken bir takım önemli, ancak genelde atlanan parametreler
( Kişinin Vücut Kompozisyonu, Kilosu, Beden Kütle İndeksi ( BMİ ), Bazal
Metabolizma Hızı ( BMR ), Nabız Sayısı, Kg başına kullanabildiği oksijen
miktarı gibi ) belirlenmelidir. Ancak bu parametrelerin tespiti sonrasında,
sağlıklı ve etkili bir beslenme / egzersiz / zayıflama programı yapılabilir. Adipoz dokunun vücut ağırlığına oranı önem taşımaktadır. Çünkü, vücutta bulunan yağlar, sadece yukarıda sayılan hastalılara neden olmamaktadır. Belirli oranlarda olmak kaydıyla, adipoz dokunun vücudun travmalardan korunması, vücut ısısının sabit tutulması, organ ve eklemlerin desteklenmesi, açlık halinde vücut enerjisi için kullanılması gibi faydalı etkileri de vardır. Ancak, yukarıda sayılan faydalı etkilerin yanına hastalıkların eklenmemesi için, Adipoz doku oranının belirli dengelerde tutulması gereklidir. Bu oranlar kadın ve erkekler için farklı farklı olmakla birlikte, yukarıda da değindiğimiz gibi yaşla değişen vücut yapısı nedeniyle yaşa bağlı olarak da orantısal değişiklikler olmaktadır. Kişilerin beden ağırlıkları, kabul edilen yöntemlerle ideal kilo sınırlarını geçmemiş görünüyor olsa bile, adipoz doku ( FM ) oranındaki artışa bağlı olarak risk altında bulunabilirler . Yani zayıf yada normal kabul edilen bir kişinin yağ oranı, daha kilolu görünen bir kişiye göre daha yüksek olabilir. Bu durumda, zayıf yada normal kabul edilen, ancak Adipoz Doku ( FM ) oranı yüksek kişilerin hastalıklara yakalanma riski daha yüksektir. Yine, vücut deformasyonlarında
da vücut yağ oranının arttığı ve vücut bileşenleri dengesinin bozulduğu
bilinmektedir. Bu nedenle bölgesel yağlanma ( bel, karın veya kalça da
) , sellülit, çatlak, sarkma gibi deformasyonlarla seyreden durumların
çözümünde de vücut yağ oranının bilinmesi önemlidir. Peki, bu tabloda nerede olduğumuzu
nasıl bileceğiz. Bunu için öncelikle vücut yağ kitlemizi tespit etmemiz
gerekir. Bunun için çeşitli yöntemler mevcut olup, en çok kullanılan ve
bilinenleri; Deri kıvrım kalınlığının ölçülmesi
ve üst orta kol yağ alanının saptanması, sadece cilt altı yağ kütlesi
hesabına dayanmakta olup, organ çevresi, vücut ve eklem boşluklarındaki
yağ kütlesi için fazla bilgi verememektedir. Vücut yağ kütlesinin tespiti ve değerlendirilmesinde, laboratuar yöntemleri daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Ancak bu yöntemlerin konumuz olan vücut analizinde kullanımının kolay, invazif olmayan ( tehlikesiz ve girişimsel müdahale içermeyen ), ucuz ve taşınabilir olması gerekmektedir. İşte bu noktada Biyoelektrik İmpedans Analizi ( BİA ) bu özelliklere sahip yöntem lerin başında gelmektedir. Biyoelektrik İmpedans Analizi ( BİA ) için kullanılan cihazlar ile kişiler kendi başlarına kilolarını ölçer gibi ölçüm yapabilmektedirler. Sistemin esası, yağsız doku ve yağ içeren dokuların elektriksel geçirgenlik farklarına dayanmaktadır. Cihazlarda 50 kHz frekansta, 800 mA’ lik bir elektrik akımı vücuda verilmekte olup, sağlıklı kişilerde bu akım asla hissedilmemekte ve sağlık açısından olumsuz bir etki yaratmamaktadır. Verilen elekrik akımının vücutta farklı dokularda oluşturduğu, farklı gerilim ( Ohm Kanununa göre ) cihaz tarafından algılanmakta ve cihazdan kolaylıkla alınabilen çıktıda; . Vücut ağırlığı Biyoelektrik İmpedans Analizi ( BİA ) ile ölçüm yapmak çok basit olmakla birlikte, bazı püf noktalarına dikkat edilmesi gerekmektedir. - Ölçüm esnasında ayaklar çıplak
ve kuru olmalıdır. Biyoelektrik İmpedans Analizi
( BİA )’ nin takip programlarında kullanılması;
|